31 Mayıs 2006

borges'in alıntılarından alıntılar

Aşağılanmada bir kesinlik vardı sanki. (T. E. Lawrence) Yüzümü areıyorum,/ Dünya yaratılmadan önce benim olan (Yeats) Ve kraliçe bir gün Asterion adlı bir oğula can verdi. (Apollodoros) Beni öldürse bile inanacağım ona. (Eyüp 13:15) Tanrım! Bir fındık kabuğuna sığıp, gene de kendimi hudutsuz ülkelerin hükümdarı sayabilirdim. (Hamlet, II, 2) Allah da onu yüz yıl ölü bıraktıktan sonra dirilterek, "Ne kadar zaman kaldın?" diye sormuş, o da, "Bir gün, belki daha az," demiş. (Kur'an II. 259) ... kadınların aşkına değip geçerken... (2 Samuel 1:26) "...kendisine yuva yapan örümcek gibi; oysa yuvaların en çürüğü örümcek ağıdır." (Kur'an, XXIX, 40)

24 Mayıs 2006

Taşrada Düğün Hazırlıkları - 102. Aforizma / Franz Kafka

Çevremizdeki acıları bizim de çekmemiz gerekmektedir. Hepimizin ortak bir vücudu yoktur, ama ortak bir büyümesi vardır: bu ise, şu ya da bu biçimde acılar içinden çekip götürür bizi. Nasıl ki çocuk belli bir gelişim sonucu yaşamın tüm evrelerinden geçer(her evrede, istek ve korku bakımından bir önceki için erişilmez görünür aslında), yaşlanır ve sonunda ölürse, biz de bunun gibi(insanlıkla aramızdaki bağ, kendimizle aramızdaki bağdan güçsüz değildir) yaşadığımız dünyanın tüm acılarından geçerek gelişiriz. Bu konuda adalete yer yoktur, acılardan ürkmeye ya da acıları üstünlük diye yorumlamaya yer yoktur.

153. fragman

Son olarak. - Umutsuzluk karşısında sorumlu bir biçimde sürdürülebilecek tek felsefe, her şeyi kurtarılmanın bakış açısından görünecekleri biçimiyle düşünme çabasıdır. Kurtarılışın dünyaya saçtığı ışıktan başka ışığı yoktur bilginin; başka her şey kurgudur, tekrardır, sadece tekniktir. Perspektifler oluşturulmalı, öyle perspektifler ki dünyayı yerinden uğratsın, yadırgatsın, onu bütün çatlakları, kırışıklıkları, yara izleriyle birlikte bir gün mesihin ışığında görüneceği gibi sefalet ve çarpıklığıyla göstersin. Keyfiliğe ya da cebre kaymadan, sadece nesnelerle temas yoluyla böyle perspektiflere ulaşmak- düşüncenin görevi sadece budur. En kolay şeydir bu, çünkü durum bunu istemektedir bizden, çünkü sonuna kadar götürülen negatiflik, adı konduğunda ve göz kırpmadan yüzleşildiğinde, kendi karşıtının ayna imgesini verir. Ama aynı zamanda en imkansız olan şeydir, çünkü varoluşun menzilinin dışında duran, bir milim bile olsa dışında duran bir bakış açısını gerektirir; oysa hepimiz biliyoruz ki herhangi bir geçerli bilgi ancak varolandan elde edilebilir, ama böyle olduğu için de kaçmaya çalıştığı sefalet ve çarpıklığın izlerini taşır. Düşünce, koşulsuz olan adına kendi koşulluluğunu ne kadar yadsırsa, dünyaya da o kadar bilinçsizce ve dolayısıyla o kadar yıkıcı biçimde teslim eder kendini. Sonunda kendi imkansızlığını bile mümkün olan adına kavramak zorundadır. Ama düşüncenin böylece altına girdiği yükün yanında, kurtarılmanın gerçekliği ya da gerçekdışılığı sorunu da pek önemsizdir.
Minima Moralia - Theodor Adorno - Metis Y.

altıÇizilen

16 Mayıs 2006

kara değil mi?


Bana kara diyen dilber
Gözlerin kara değil mi?
Yüzünü sevdiren gelin
Kaşların kara değil mi?

Beni kara diye yerme
Mevlâ'm yaratmış, hor görme
Ala göze siyah sürme
Çekilir, kara değil mi?

[badem'in 'badem'albümünün giriş parçasının sözleri bunlar. karacaoğlan'a ait... (şarkı da çok iyi yapılmış..) şiirin tamamı şurada.
altıÇizilen

04 Mayıs 2006

kar küreyicileri

Çocukluğumda, kar küreyen adamları ilk kez gördüğüm günü anımsıyorum. İncecik pılı pırtılar içindeydiler. Ne yaptıklarını, kim olduklarını sormuştum büyüklere. İşsiz adamlar olduklarını ve yemek paralarını çıkarsınlar diye onlara bu işin verildiğini söylemişlerdi. Öyleyse layıklarını bulmuşlar, diye bağırmıştım hırsla, kar küreyenin layığı budur! Sonra da kendimi tutamayıp hıçkırıklara boğulmuştum.
adorno, minima moralia, metis1998

Followers

 

© 2013 altıcizilen. All rights resevered. Designed by Templateism

Back To Top